Hah blog nerede kalmistik?
Hah fikirden bahsetmistim en son? Fikir bu pankarti NT (national theatre)'de tutmakti. Sonra fikrimizi kagida doktuk Lasse ile. Bu sirada da mal mal geyikler donuyor ortada bi de. Adam sana tecavuz etcek, gobek deligi falan fisman Norvec geyikleri dondu ortada ama biraz garipti bunlarin soylenmesi acikca o heyecanin uzerine. Saat 4 gibi okuldan cikip, trikk'e atladik. NT'ye en yakin yerde inip yurumeye basladik NT'ye dogru. NT'ye geldigimizde Lasse metroya bindi, ben orada bi tane su selalesi gibi bisiy var oraya cikip beklemeye basladim, elime kagidi da aldim. Bekliyorum, tabii dogal olarak insanlar da garip garip bakiyolar. Neyse adam cika geldi. Hey naber adamim falan diye olay donerken (bu arada adam cok tatli bi adamdi... boyle dolandirici bi tipi yoktu yani) hadi sen parayi ver ben de bileti vereyim konusmalarina girildi. Adam bi basladi dirdira, ben mal gibi kaldim acikcasi, daha dogrusu kuskulanmaya basladim. Adam dedi ki: Benim elimdeki bilet bilgisayar ciktisi. Ben bunu istesem cogaltip baska birilerine satabilirdim ama yapmadim. falan fisman gibicesine tripler. Ne demisler yarasi olan gocunur. Neyse aldim bileti denemeye deger diye. Bu arada adam benden biletin ayni parasini aldi, kar elde etme amaci yoktu. Bu biraz kuskumu dindirdi. Bi de dusundum ki adamdan ben 2 bilet istemistim ama adam bana 1 biletinin kaldigini soylemisti. Dolandirsa beni iki tane satardi dedim. Sonra tabi oldum 'Ooooh'!!!
Neyse bileti aldim, Anina'yi arayip kendisi icin uzgun oldugumu, kendisine bilet bulamadigimi soyledim, o da cok bisiy demedi. Acikcasi onun amaci bana eslik etmekti, konserle cok alakasi oldugunu sanmiyorum. Konser alanina dogru gittim. Kisa bir yoldu, hatta yolda giderken bedava gazete satan bi yer gordum, gazete almaya kalktim, dagitan adam bana gazete kampanyalarindan bahsetmeye basladi, mal gibi kalip yoluma devam ettim. Konser alanina vardigimda saat 5 ti ki kapilar 8 de aciliyordu. 3 saat boslugum vardi.
Elisabeth'i aradim. Kolombiya'dan cok cok tatli bir insan, KOC biletlerini aldiginda beni aramisti beraber gidelim mi diye sormak icin ben de olur demistim. Elisabeth'i aradim, dedi ki arkadasimla opera binasindayim en kisa zamanda gelecegim dedi. Aramamdan 1 saat sonra geldi bi arkadasiyla beraber. O arkadasinin adi da Helena, o da Elisabeth gibi iyi biriydi. Onlarla deli de luca ya gidip sicak cukulata ictik, mutlu olduk. Sonra biletlerden, yasadigim olaydan bahsettik. Ve o sirada kafama bi 'bok' daha takildi. Biletin uzerinde isim yaziyordu ve giriste kimlik kontrolu vardi (+18 olayi). Isimler uyusmazsa almazlar diye dusundum ve icime yeni bi kaygi dustu. Elisabeth ve arkadasi bir sey olmayacagini soylediler, ben de onlara inanmayi tercih ettim.
Deli de lucada cukulatalarimizi ictikten sonra disariya ciktik. 1 saat boslugumuz vardi gecirmemiz gereken. Biz de sokak kenarina comduk. Onlar sigaralarini yaktilar ben de koyu bi sohbet baslattim, aileler, dil, arkadaslar uzerine. Baya bi muhabbet ettik. Cok bi ozelligi olmadigi icin bisiy yazmiyorum, basit bilgi degisimleri acikcasi. Kapilarin acilmasina 15 dkka kala kapinin etrafinda insanlar belirmeye basladi, biz de o beliren insan grubuna katildik.
Beklemeye basladik. Biz biletlerimize, biletler bize bakarken, kapinin oralarda beklesen iki tane hos guzel insan gordum. Gittim yanlarina merhaba dedim. Simdi diyceksiniz ki OHA! Ama demeyin cunku bu iki insani okuldan zaten taniyordum. Merhaba aa naber muhabbeti gecerken, aa sen 18+ misin muhabbetine girildi, e heralde dedim. (Ben 2. siniftayim onlar 3. sinifta esasinda benim 3. sinifta olmam lazim ama olmuyor iste) Bu grubu nereden tanidigimi sordular, ben Turkiye'den tanidigimi soyledim, sasirdilar, bu kadar populer olamaz dediler ben de degiller dedim. Sonra yasadigim heyecanlardan bahsettim, oo oldular. Sonra konusma biraz mala baglamaya basladi ki ben hemen aa gitmem lazim deyip o kesimden ayrilip elisabethlerin yanina dondum. Kapilarin acilmasina 10 dkka var.
Elisabethlerin yanina dondugumde iki tane norvecli 'kiz' duruyordu. Soguk insanlara benziyorlardi biraz ama degilmisler anladim... Ya bu kizlari aklinizda tutun (ikisini birden aklinizda tutmaniza gerek yok, birini tutsaniz yeter), ileri de adi gecebilir, derken zil calar ve ben giderim.
Heyecanlanin biraz....
Norvec guzel ulke ya... Jeg er glad...
Monday, 23 November 2009
Kings of Convenience konseri - 1
Sevgili blog,
Simdi yazacaklarimi bi daha yasamam ve anlatmam imkansiz gibi gorunuyor, o yuzden dikkatli dinleyin...
Simdi benim cok sevdigim bi grup var, adi da kings of convenience... Ve bu grup norvecli ama ben bu grubu buraya gelmeden once de biliyordum ama onemli olan bu degil. Onemli olan bu grubu ne kadar sevdigimdir. Cok acikcasi.
Konserden 1 ay once falan gibi bi zamanlarda bu grubun Oslo'ya gelecegini local contact'im Anina'dan duymustum. Duydugum gibi de sevinmistim ve o siralar Anina'nin dogumgunuydu. Ailecek bi kutlama yaptiklari zaman ben de onlarda kaliyordum. Iste guzel bi kahvalti hazirlandi Anina uyurken. Uzerine mumlar dikildi, hediyeler hazirlandi falan. Anina uyandirildi, hediyeler verildi. Sonra sonra sonra babasinin agzindan bi cumle cikti: Dogumgunu hediyesi olarak size bu konserin biletlerini alacagim. Ooh tamam dedim. Para vermeye de gerek kalmadi, ugrasmaya da. (Sen oyle san Emre...)
Konsere 1 hafta kala biletlerin durumunu sormak icin Anina'ya ve babasina telefon mesaji attim. 3 gun cevap gelmedi. Biraz kuskulandim dogrusu acaba bileti aldi mi almadi mi diye. Koca adamdir, alcam dediyse almistir dedim, biraz daha bekledim. Sonraki gun Anina'dan ve babasindan mesaj geldi. Biletler alinmamisti. Sictim dedim. Bu release konseriydi, bi daha Oslo'ya gelseler bile bu konser kadar iyi olamazdi. Hemen bilgisayara kostum. www.billettservice.no'ya girdim, bilet kalmis mi diye baktim. Bilet var gibi duruyordu ama az kaldigi belirtilmisti. Ama heralde guncel bi site degildi, bilet bulamadim. Cok cok cok uzuldum, hayal kirikligina ugradim, Anina'ya ve babasina sovdum. Cikis yolu yoktu, bu site bilet satilan tek siteydi.
Hayal kirikliklarimi kafamdan attiktan sonra garip cozum yollari aradim. Tam da ararken aklima Baris Boyraz beyin taktikleri geldi. Bilindigi uzere, Mr. Boyraz Tori konserini kacirdiktan sonra Tori'ye bi sekilde ulasmis, onla muhabbet etmis, sonra da konserine bi sonraki gun 'davet edilmisti'. Tori tarafindan tabii ki. Ben de basladim grup uyelerinin telefon numaralarini aramaya. www.gulesider.no (sari sayfalar turkcesi) ne yazdim adlarini. Iki uyenin de telefonu cikti ama sadece ev telefonlari. Sonradan gordum ki 'Eirik Glambek Bøe' nin cep telefonu da orada duruyormus. Allah dedim. Hemen telefona sarildim. 3 kez aradim, cevap yok, acan yok. Ben de mesaj biraktim. Cok buyuk hayraninim, konserine gelmem lazim, Turkum, dogruyum, degisim ogrencisiyim diye. Ama Allah razi olsun bi cevap gelmedi. Ama umudumu yitirmedim.
Konser gunu geldi catti, ben adamdan hala cevap bekliyorum. Cuma gunu oldugundan dolayi konser, oncesinde okula gittim. Ilk ders de Tarih ve Felsefeydi. Lasse'nin yanina oturdum, bilet aradigimi falan soyledim. Haa bi dakka, ben konserden onceki gun, eger grup uyelerini gorebilirsem diye, konser salonuna gidip beklemistim. Ama bi bok olmamisti. Neyse Lasse'nin yanina oturdum, soyledim durumlari. O da dedi ki: Bilet ariyorsan, www.finn.no ya gir orada kesin biri satiyordur dedi. Norvecin 2. el portaliymis falan fisman. Ben de girdim hemen. Bi kiz satiyordu bilet. Oo nasi mutlu oldum, kiza hemen bi mail attim, daha dogrusu Lasse norvecce bi mail atti sagolsun. Sonra bekleme sureci basladi. 10 dakikada bir gelip gidip bilgisayari kontrol ettim 2 saat boyunca cit yok. Neyse hukuk dersi saati geldi catti. Hic bi bok anlamadigimdan dolayi ve dersin islendigi ortamda bilgisayarlar bulundugundan dolayi, hemen bi daha bakiyim dedim. Bi baktim ki www.finn.no'ya adamin biri daha satisa cikarmis biletleri. Hem de iki tane. Oo nasi mutlu oldum, dersten cikinca adami hemen aradim. Sacma salak cumleler sarf ettikten sonra adama (mesela bu konsere gitmem lazim, yoksa olucem falan gibisinden) adam dedi ki sakin ol, ben bi tane bileti sattim, elimde bi tane kaldi dedi. Hemen bagirdim adama bu bilet satilmiycak sonra pipini keserim diye. Bu arada da Anina yi sikledigim yoktu, kendimi dusunuyordum sadece. Adama bulusma saatini ve yerini belirttim: 16.30 National Theatret...
Bundan sonraki ders saatleri gecmek bilmedi ve cok sikiciydi. Ama gecti sonucta. Okul ucte bittiginden dolayi kutuphanede Lasse ve baska arkadaslarla bekledik ama o sirada kafama bi sorun oturdu: Adam beni nasi taniyacakti. O sirada Lasse'nin aklina bi fikir geldi: Bi kagit hazirladim. Kocaman harflerle KINGS OF CONVENIENCE yazdim. Altina da biraz kucuk harflerle 'Jeg venter på billett' yazdim (Turkcesi bilet bekliyorum). Fikir bunu kalabalik bi mekan olan NT'de tutmakti.
Ve biraz bekleyin zil caldi. Ikincisi de geliyo. Hem daha da heyecanli.
Norvec guzel ulke ya... Jeg er glad...
Simdi yazacaklarimi bi daha yasamam ve anlatmam imkansiz gibi gorunuyor, o yuzden dikkatli dinleyin...
Simdi benim cok sevdigim bi grup var, adi da kings of convenience... Ve bu grup norvecli ama ben bu grubu buraya gelmeden once de biliyordum ama onemli olan bu degil. Onemli olan bu grubu ne kadar sevdigimdir. Cok acikcasi.
Konserden 1 ay once falan gibi bi zamanlarda bu grubun Oslo'ya gelecegini local contact'im Anina'dan duymustum. Duydugum gibi de sevinmistim ve o siralar Anina'nin dogumgunuydu. Ailecek bi kutlama yaptiklari zaman ben de onlarda kaliyordum. Iste guzel bi kahvalti hazirlandi Anina uyurken. Uzerine mumlar dikildi, hediyeler hazirlandi falan. Anina uyandirildi, hediyeler verildi. Sonra sonra sonra babasinin agzindan bi cumle cikti: Dogumgunu hediyesi olarak size bu konserin biletlerini alacagim. Ooh tamam dedim. Para vermeye de gerek kalmadi, ugrasmaya da. (Sen oyle san Emre...)
Konsere 1 hafta kala biletlerin durumunu sormak icin Anina'ya ve babasina telefon mesaji attim. 3 gun cevap gelmedi. Biraz kuskulandim dogrusu acaba bileti aldi mi almadi mi diye. Koca adamdir, alcam dediyse almistir dedim, biraz daha bekledim. Sonraki gun Anina'dan ve babasindan mesaj geldi. Biletler alinmamisti. Sictim dedim. Bu release konseriydi, bi daha Oslo'ya gelseler bile bu konser kadar iyi olamazdi. Hemen bilgisayara kostum. www.billettservice.no'ya girdim, bilet kalmis mi diye baktim. Bilet var gibi duruyordu ama az kaldigi belirtilmisti. Ama heralde guncel bi site degildi, bilet bulamadim. Cok cok cok uzuldum, hayal kirikligina ugradim, Anina'ya ve babasina sovdum. Cikis yolu yoktu, bu site bilet satilan tek siteydi.
Hayal kirikliklarimi kafamdan attiktan sonra garip cozum yollari aradim. Tam da ararken aklima Baris Boyraz beyin taktikleri geldi. Bilindigi uzere, Mr. Boyraz Tori konserini kacirdiktan sonra Tori'ye bi sekilde ulasmis, onla muhabbet etmis, sonra da konserine bi sonraki gun 'davet edilmisti'. Tori tarafindan tabii ki. Ben de basladim grup uyelerinin telefon numaralarini aramaya. www.gulesider.no (sari sayfalar turkcesi) ne yazdim adlarini. Iki uyenin de telefonu cikti ama sadece ev telefonlari. Sonradan gordum ki 'Eirik Glambek Bøe' nin cep telefonu da orada duruyormus. Allah dedim. Hemen telefona sarildim. 3 kez aradim, cevap yok, acan yok. Ben de mesaj biraktim. Cok buyuk hayraninim, konserine gelmem lazim, Turkum, dogruyum, degisim ogrencisiyim diye. Ama Allah razi olsun bi cevap gelmedi. Ama umudumu yitirmedim.
Konser gunu geldi catti, ben adamdan hala cevap bekliyorum. Cuma gunu oldugundan dolayi konser, oncesinde okula gittim. Ilk ders de Tarih ve Felsefeydi. Lasse'nin yanina oturdum, bilet aradigimi falan soyledim. Haa bi dakka, ben konserden onceki gun, eger grup uyelerini gorebilirsem diye, konser salonuna gidip beklemistim. Ama bi bok olmamisti. Neyse Lasse'nin yanina oturdum, soyledim durumlari. O da dedi ki: Bilet ariyorsan, www.finn.no ya gir orada kesin biri satiyordur dedi. Norvecin 2. el portaliymis falan fisman. Ben de girdim hemen. Bi kiz satiyordu bilet. Oo nasi mutlu oldum, kiza hemen bi mail attim, daha dogrusu Lasse norvecce bi mail atti sagolsun. Sonra bekleme sureci basladi. 10 dakikada bir gelip gidip bilgisayari kontrol ettim 2 saat boyunca cit yok. Neyse hukuk dersi saati geldi catti. Hic bi bok anlamadigimdan dolayi ve dersin islendigi ortamda bilgisayarlar bulundugundan dolayi, hemen bi daha bakiyim dedim. Bi baktim ki www.finn.no'ya adamin biri daha satisa cikarmis biletleri. Hem de iki tane. Oo nasi mutlu oldum, dersten cikinca adami hemen aradim. Sacma salak cumleler sarf ettikten sonra adama (mesela bu konsere gitmem lazim, yoksa olucem falan gibisinden) adam dedi ki sakin ol, ben bi tane bileti sattim, elimde bi tane kaldi dedi. Hemen bagirdim adama bu bilet satilmiycak sonra pipini keserim diye. Bu arada da Anina yi sikledigim yoktu, kendimi dusunuyordum sadece. Adama bulusma saatini ve yerini belirttim: 16.30 National Theatret...
Bundan sonraki ders saatleri gecmek bilmedi ve cok sikiciydi. Ama gecti sonucta. Okul ucte bittiginden dolayi kutuphanede Lasse ve baska arkadaslarla bekledik ama o sirada kafama bi sorun oturdu: Adam beni nasi taniyacakti. O sirada Lasse'nin aklina bi fikir geldi: Bi kagit hazirladim. Kocaman harflerle KINGS OF CONVENIENCE yazdim. Altina da biraz kucuk harflerle 'Jeg venter på billett' yazdim (Turkcesi bilet bekliyorum). Fikir bunu kalabalik bi mekan olan NT'de tutmakti.
Ve biraz bekleyin zil caldi. Ikincisi de geliyo. Hem daha da heyecanli.
Norvec guzel ulke ya... Jeg er glad...
Subscribe to:
Posts (Atom)