Sunday, 20 December 2009

Nokta nokta nokta...

Simdi hicbir sey soylemeden, ciddi bir yazi yazmaya basliyorum. Bu anlatacagim herhangi eglenceli veya ilginc bir olayla ilgili degil. Buradaki artan farkindalik seviyemin bloguma az biraz yansimasi... Neyse ben lafi uzatmadan, can alici noktaya geceyim.

Bati, bati, bati dedik; sonrasinda ise medeniyet dedik, ozendik onlarin ilim irfanina. Daha dogrusu ozendirildik. Ingiliz emperyalizmi, bir milletin azmi ve bir onderin ileri goruslulugu ile yenilgiye ugratildi; dedik. Ki netekim dogruydu dediklerimiz. Gurur duyduk yaptiklarimizla, her yigidin harci degil, dedik; heralde de degildir, cok az sayidaki tufeklerle, toplarla, mermilerle ve en onemlisi inancimizla yendik dedik tek disi kalmis canavari. Yendik de.... Sonra milletimizin savasta azmini korukleyen adam cikageldi, daha onceden duymadigimiz bir seyler dedi; bilim, edebiyat, dil, kilik, kiyafet, medeniyet, mentalite... Dedikleri dogru muydu yanlis miydi, cok iyi bilemedik ama medeniyet diyordu, bati diyordu, batiyi bize guclu kilan, bizi de guclendirir dedik. Inandik yaptiklarina... Ama sadece inandik, anlayamadik ne yaptigini. Sonra o bir gun, her insanin kacinilmaz sonuna yenik dustu, ama demisti ki: Benim aciz vucudum elbet bir gun toprak olacaktir. Ama Turkiye Cumhuriyeti ilelebet yasayacaktir. Sonra mirasina sahip cikmaya calistik, yaptiklarini anlamadan taklit etmeye calistik; yaptiklarini ovduk ki ovulmeye degerdi ama sadece ovmekle kaldik, her yere heykellerini diktik ama bir tek kafamizda bir heykeli yoktu. Olmeden once bize alti tane ilke birakmisti, 'Ne yapin, ne edin bunlari anlayin ve koruyup kollayin' diye, biz tamam dedik ama anlamadik, gecmisimiz bugunumuze agir basti; yavas yavas kaybolmaya basladi orjinalleri bu ilkelerin, yerlerine farklilasmislari, somurulmusleri geldi. Peki neydi bu ilkeler? Devletcilikti biri, anladigimizi sandik, ama her seyi ozellestirdik. Sonra cumhuriyetcilik geldi, 29 ekimlerde kutladik, siirler okuduk, ovduk Ataturk'u, okullarda torenler yaptik, torenlerde ogrenciler sikilirken okullara kilitledik onlari... Ee sonra, cumhuriyetcilik derken, demokrasi derken, muhalefet olanlari susturmaya calistik, onlari Sivas'larda yaktik... Bir de milliyetcilik vardi... Ama bu oyle bir milliyetcilik degildi; tarihinizle, ilminizle gurur duyun demisti yine o bizlere... Biz ne yaptik? 'Ne mutlu Turkum diyene' sozunu her gun alti yasindaki cocuklara okuttuk, anlayamadik Turk'um demenin nasil mutlu ettigini. Biz de dedik ki, Turk olmak asil mutlu eden, gurur veren... Halbuki degildi, tarihimizin ihtisami, gorkemi, belki de tarihimizdeki hatalardan nasil dondugumuz veya donduruldugumuzdu; gurur vermesi gereken... Biz hayir dedik, Turk olmak asil gurur, mutluluk... Sonra birileri cikageldi, hayir, Turkluk degil gurur veren, baska bir seyler soylediler, mesela Turk olmadiklarini... Biz onlari yok saydik, milliyetciligimizi duvar yapip aramiza koyduk. Halbuki Ataturk, kimi disladigimizla degil, kimi icimize aldigimizla gurur duymamizi istemisti, Turk olarak tek bir kimlikti amaci. Biz Turklugumuzu yediremedik icimize, alt kimlik sorununa indirgedik. Bir de halkcilik vardi, herkes kanun onunde esitti ve oy kullanma hakkina esitti. Sonra zaman gecti, hukumetler gelip gecti, herkes yine esitti ama bazilari daha da esittiler. Herkesin oy kullanma hakki vardi. Ama biz karilarimizi zorladik, benim oy verdigim partiye oy ver diye... Bazilari ise, baklava caldiklari icin kucuk bir cocugu iceriye tikarken; bazi esitlikci insanlar ise hortumculari el ustunde tuttular, yemediler yedirdiler adeta... Sinif farkliliklari olustu yavas yavas... Ideolojiye gore, maddi duruma gore. Ulusalcilar, dinciler falan fisman... Yasa yapma hakki butun halkindi, yine zaman akip gitti, yasa yapma hakki sadece bir sinifa ait oldu... Bir de laiklik vardi ki sormayin... Din ve devlet islerinin birbirinden ayrilmasi diye tanimladik okullarda, sonra 'birileri' yine her zamanki gibi cikageldi ve dedi ki: 'Devlet dinsiz mi? Olur mu oyle sey!'... Sonra tanimi biraz daha kesinlestirdik... 'Devlet tum dinlere ve o dinlere inananlara esit uzaklikta' fikrini one surduk... Yine tutmadi... Laik devlet duzenini, dinsizlik gibi gorduk, dusman bildik yukardakine... Geriye tek bir ilke kaldi elimizde: Devrimcilik... Belki bu ilke en fazla ragbet goren ilkeydi ama nasil ragbet gordugunu siz benden daha iyi biliyorsunuz... Bu devrimcilik fikrini de biraz degistirdik, basina bir kelime daha gecirdik 'KARSI' diye... Yine devrimciydik ama Ataturk devrimlerine karsi devrimciydik.

Peki neden boyle oldu? Tam bir sey soylemek cok cok zor... Ben sadece basit bir seyleri fark ettim, bu Norvecte, esasinda tek bir sey fark ettim. Fark ettigim sey ise biz bu devrimleri kafamiza degil, kalbimize yazmisiz. Inanmakla yetiniyoruz sadece, sembollestirmisiz; bir bust ile, bir heykel ile taslastirmisiz onlari. Sadece her bayram geldiginde biraz tozunu aliyoruz, o kadar...

Bu batinin farki ne? Medeniyet, ilim, irfan pesinden kosan toplumlar diye betimliyoruz onlari... Ama onlarin bizim gibi ilkeleri yok, sinirlari cizilmis ilkeleri. Garip bir seyler var, bu insanlarin farki ne olabilir? Cevap basit, ve yine anlattiklarimin sigligi kadar sig. Onlar bu ilkeleri kalplerinde tasimiyorlar, akillarina yazmislar; bu fikirleri sembollestirdikleri bir bust de yok... Akillarina yazmislar, ana dilleri gibi biliyorlar. Hani nasil ana dilinizi konusurken, hic dusunmezsiniz sadece konusursunuz, fikirleriniz onun uzerine sekillenir, onun gibi... Bir de bize bakalim, Ataturk ilkeleri bizim icin bir ana dil degil, bizim dilimize cok yabanci bir dil sanki... Onu ogrenmeye calisiyoruz ama buyuk bir cogunlugumuz basaramiyor. Ogretim teknigi cok ilkel belki de... Sadece gramerini ogreniyoruz, sozcukler ortada yok, konusmaya kalktigimizda basaramiyoruz. Ama sozcuksuz gramer ne isimize yarar ki?

Yazacaklarim bu kadar... Amacim ne kimseyi incitmek, ne de kimseye karsi cephe almak... Amacim sadece fark ettiklerimi biraz satirik bir dille sizlere aktarmak... Benim gibi dusunmeyebilirsiniz, ona saygim sonsuz ama durum bana gore boyle dostlar...

Sizlere Norveclerden selam ederim... Surcu lisan ettiysek affola...