Saturday, 23 January 2010

Taraf olmak veya tepkili olmak....

Sevgili arkadaslar,

Simdi ikinci is yazimi beklerken boyle sacma sapan bir konuyla ilgili bir yazi yazmam sizi tabii ki gicik ediyordur biliyorum. Ama ne yapiyim, huyum suyum kurusun?!

Basliktan da anlasilacagi gibi yine bir karsilastirma ya da 'zitlastirma' yapmaya calisacagim, ama bunu yaparken surc-u lisan edersem affola... Baslayacak olursam ilk once bu iki kavrami tanimlamaya calisacagim. Ilk once tepkili olmaktan bahsedeyim. Mesela, lise ogrencilerinin tumu, manyak olanlar haric, OSS sisteminden nefret ediyorlardir, yanilmiyorsam. Peki bu nefretin sebebi ne? Iste gencligimizi yasayamiyoruz, test coz, coz, coz falan fisman... Sonra bu sisteme karsi nefretinizi dile getirirsiniz, iste bu tepkidir. Bu tepkinin sonucu olarak, kafanizda aptalca bile olsalar cozumler uretmeye baslarsiniz. Neymis efendim, OSS kaldirilsin, dersaneler kapatilsin gibi cozumler kafanizda belirmeye baslar ve iclerinden en 'mantiklisini' secersiniz. Bu mantik, sizin cevrenizden aldiginiz degerlerden ve sizin bilgi birikiminizden turemistir. Sonra bu cozum onerisini, ayni konu hakkinda dusunmus bir arkadasinizla paylasirsiniz. Ama dogal olarak arkadasinizin mantigi, kendisinden kaynakli bir sekilde farklidir ve sizin dusundugunuz cozum yolunu dusunmemistir. Sonra arkadasiniz ve siz karsilikli oturur konusursunuz ve cozum onerilerinizi carpistirirsiniz, iyi bir tartisma ortaminda. Ve dusunceler arasinda belirli farkliliklar sezmeye baslarsiniz ve bu sizi az da olsa rahatsiz eder ve farkli olan dusuncelerinizi savunmaya gecersiniz. Ayni seyi arkadasiniz da yapar, o da kendi dusuncelerini savunmaya gecer. Ayni ornekten harekte gecersek; mesela arkadasiniz dersanelerin kapatilmasini savunuyordur, siz ise OSS nin kaldirilmasindan yanasinizdir. Siz arkadasinizi, arkadasiniz sizi iknaya calisir. Sonra bu farklilik sizin tavriniza ve yaklasiminiza gore buyuyebilir de kuculebilir de... Iste bu taraf olmaktir.

Simdi bu kadar sacma tanimlamalardan sonra soruyorsunuzdur ki bu adam bunlari neden yazdi? Yazma sebebim kucuk bir tanim sinirlandirmasi... Cunku bu 'taraf ve tepkili olmak' durumlari, baska ornekler icinde degerlendirilseydi, baska bir noktaya varilabilirdi. Neyse, simdi bunun uzerine bu adam ne diyecek? Bu kadar tanimlama uzerine bir sey kurulmazsa anlamsiz kalir... Diyecegim sudur ki: Dusunebilen bir toplumuz, nasil dusundugumuz buradaki dusunme sisteminden ne kadar farkli olsa da... Bizi rahatsiz eden konular da yok degil. Bunlari cozmek icin gerek vatandas gerek politikacilar 'var gucleri' ile calisiyorlar (!). O zaman sorun nerede? Niye o kadar ugrasmamiza ragmen bu kadar sorun ureyip gidiyor, Turkiye'de? Cevap yine karisik ama bu noktada benim bir yorumum var: Biz, dusunuyoruz, tamam. Olanakli veya olanaksiz cozumler uretip, tepkimizi olusturuyoruz. Tepkimizi ortaya korkakca olsa da koyuyoruz. Iste sorun biraz buradan sonra basliyor. Norvecte, insanlar tepkilerini ortaya koyuyorlar, sonra ise olanakli cozum noktalari masaya yatiriliyor. Bu cozum noktalari kisiler tarafindan iyi bir sekilde tartisiliyor, tartisilan veya taraf olusturan detaylar uzmanlarina soruluyor, onlar uzerinde dusunuluyor ve olusturulan bu cozum yolu uygulanmaya baslaniyor. Bilindigi uzere uygulama bu cozum yolunu ya disliyor ya da mukemmellestiriyor. Ve ayrica insanlar burada ikna olmaya ve ikna etmeye hazir, hic kimse kendi fikrini digerinin uzerinde tutup, inatcilik etmiyor bu olacak cozum yolu diye... Biz de ise birileri sorunlari goruyor, sonra cozum yollarini belirtiyorlar. Bir bakiyorlar birbirleri ile uyumlu degiller, sonra basliyorlar kavga etmeye, benim fikrim seninkini dover diye. Uzlasmaya gidilmiyor, sonrasinda ise bir kutuplasma olusuyor, 'taraflar' arasinda. Ama her iki tarafta problem uzerinde hem fikir, iki tarafta bu problemi cozmek istiyor... Ornek mi istiyorsunuz yoksa inanmadiniz mi? Biraz Turkiye'deki 'yapici' muhalefet-iktidar iliskilerine bakin...


Neyse diyecegim sudur ki: 'Dusunmek taraf olmak.' degilmis, bir gazetenin dedigi gibi!... Dusunmek tepkili olmakmis...!


Iste boyle durum...


Norvecten bildirimlerim bu kadar... Emre Ergecen. Oslo, Norge...

No comments:

Post a Comment