Tuesday, 15 September 2009

Ihmal yine...

Sevgili blog,

Yine seni ihmal ettim biliyorum... Cok cok cok uzgunum ama yazmak inanilmaz zaman aliyor anla beni... Nasilsiniz millet? Beni soracak olursaniz ben mukemmelim valla. Sikici bir okul gununden sonra salsa zamanini beklerken bu blogu sizlere yaziyorum.

Ne yazsam ne yazsam... Kararimi verdim. Sizlere yanlis bi' aliskanligimdan ve burada o aliskanligimdan kurtulmayla ilgili ne kadar gelisme kaydettigimi anlatacagim. Merak ettiniz dimi o aliskanligimi... Birazcik sir olarak kalsin yazimin geri kalaninda anlarsiniz :) ... 2 gun once, Anine'nin dogumgununden bir gun once, benim ailem Ingiltere'de tatildeyken, local contact family'm le yemege ciktik. Guzel manzarasi olan bir restorandi, guzel bi' mekana benziyordu. Disariya oturduk. Anine, Håkon ve ben... Sonra Håkon bi' kac tane arkadasini gordu mekanda. Yok yok bi dakika, size fiyatlardan bahsedeyim. Ben bi' hamburger siparis ettim (ucuz oldugundan oturu, ucuz olan seyin fiyati da 30 ytl!) onlar da tavuk siparis ettiler onun fiyatini telaffuz bile etmek istemiyorum. Neyse Håkon'un arkadaslarindan birisi geldi yanimiza, birasi ile oturdu masamiza. Sonra onun kizi da masamiza geldi, bir sandalyeye dayanarak bi' kac kelime norvecce konustu, biraz anlamama ragmen cevap veremedim uygun bir dille. Bu kiz masamiza geldiginde garip bi' sekilde ilgimi cekti, ama hemen umitlenmeyin, guzelligi ile degil, garipligi ve giyimiyle... Saclari siyaha ozensiz bir sekilde boyanmisti, neredeyse transparant siyah bi' bluz giyiyordu. Altinda pantalonumsu bir etek vardi ben ne oldugunu anlayamadim dogrusu... Kilolu bir insandi. Yuzunde abarti bir makyaj vardi, dudaklari kan kirmizisi, gozlerinin etrafi makyajdan komur karasi idi. Masamiza oturduktan sonra acaip acaip yuksek sesle bir seyler soyledi, soyledikleri komikti ki Anine guldu. Bu arada kizin adi Uda'imis. Cok cok ilginc geldi bana, basit bir 'emo' insani ve salak birisi gibi gorundu acikcasi.

Bu yemek seremonisi bittikten sonra Anine ile ben bu sefer 'Garage fest' denilen bir partiye aktik. Cok buyuk capli bir sey degildi ama yine de baya adamla tanistim. Anine'nin tum dostlariyla ve onun da tanimadigi baya bi' insanla tanistim. Bu arada bu parti insanlarinin arasinda Uda da vardi ve cok iyi bir sekilde egleniyordu. Bu festival bir 'rockfest'idi, cikan gruplar cok aptaldi ama sondan bir once cikan grup cok cok iyiydi, en azindan muzige inanan insanlardi. Son grubu beklerken baya bi' konusma ortami olustu, sohbet muhabbet falan fisman. Son grup sahneye cikinca yeniden sahne kenarina donduk ve grubu dinlemeye basladik... Ama berbatlardi ve ustune ustluk bunlar Ingiltereden konser vermeye gelmisler.. Puff kim bunlari cagirmissa bok etmis... Bu arada bizim disimizdaki herkes kulak tikaclariyla duruyorlardi, zaten ben bunu fark ettikten sonra hemen kendimi disariya attim, sonra Anine ve 2 arkadasi da benim arkamdan geldiler... Sonrasinda Anine'nin arkadasinin evine gittik. Orada sohbet muhabbet yine ve birazcik da icki. Norvecte herkes partiye kendi ickisini getiriyor, icki cok pahali bi' meret burada. Biraz cakirkeyf olduktan sonra bir de saate baktik, saat 2. Neyse kalktik masadan Anine ile, Uda da oradaydi o da pesimizden geldi.

Sonra Uda ile konusmaya basladim. Cok fazla muhabbetim olmamisti acikcasi ondan once. Otobus duragina dogru yururken bazi seylerden konu acildi, mesela politika, mesela Turkler falan fisman... Cok iyi ingilizce konusuyordu. Ve konustugu konular ve savundugu fikirler inanilmazdi, ve onlari savunus bicmi nefes kesiyordu. Ve benim uzerimde ustunlugunu kurdu, konustugu konular hakkinda bazen hicbir bilgim bile olmuyordu. Super bi' sekilde etkilendim dogrusu, ve bunlardan bahsederken takindigi tavir inanilmaz mukemmeldi. Turkiye'de 321231 sene siyaset bilimi okumus profesore basar gibime geliyor... Ve Anine'ya sordugumda derslerinde de cok basarili oldugunu ogreniyorum....

Sonuc olarak, buradaki insanlarin cok farkli tarzlari var. Birisi metal dinliyor, birisi pembe pembe daracik pantalonlar giyiyor, birisi bikiniyle okula geliyor. Ama tek bir ortak noktalari var: Hepsi dolu insanlar, eglenmeye geldiginde is mukemmel bi' sekilde egleniyorlar ama is ciddiye binince hepsi ciddilesiyor. En ciddi tavirlarini takiniyorlar, eger ciddiyetlerini bozmaya kalkarsaniz ciddi bir duvarla karsilasiyorsunuz. Ve tarzlari ne olursa olsun, hepsi belirli bi' konu hakkinda fikir sahibi ve onu her sartta savunmaya hazirlar.

Ve ben de ogrendim ki... Kimseyi dis gorunusune gore degerlendirmemek gerek. Turkiye de cok yapiyordum bu aliskanligi ama artik yapmamaya karar verdim. Turkiye de bazen tutarli olsa da burada hicbir zaman tutarli olmuyor... Artik dis gorunus benim icin cok bi' sey ifade etmiyor, igrenclesmeme kosulu ile :)

Norvec guzel ulke ya... Jeg er glad igjen...

No comments:

Post a Comment