Wednesday, 9 September 2009

Sutlac...

Sevgili blog,

Selamlar yeniden... Ne zamandir bloguma yazma firsati bulamiyordum acikcasi. Ama bugun 2 derslik bos saatim var, ben de bunu degerlendirmek istedim... Neyse kac gundur yazmiyorsam bugun telafi edecegim sanirim... O zaman donelim hadi Cumartesi'ne...

Cumartesi gunu, 'vertssøstre nr.2'im olan Cecilia'nin erkek arkadasi Lage'nin ailesi bize yemege geldi. Yemeklerdir, salatadir, sudur, budur hazirlanacak. Bana da bir gazdir geldi ki Cuma gunu, dedim ki tatlinizi da ben yapayim... Onlar da olur dediler haliyle ama biraz korktu ailem... Dedim ki siz bi' de ortaya 'rescue plan' tatlisi yapin, benim ki olmazsa onu yeriz dedim. Ona da tamam... Ve bu arada yapmam gereken tatli da 'sutlac'. Annemi arayip tarifi postalamasini istedim. O da canimcim sagolsun yolladi... :) Alisveris yapildi, sut, seker alindi, ama pirinc yok? Baska bir markete girdik, orada pirinci bulduk ama 3 farkli tip pirinc vardi. Ben de goz yordamiyla birini sectim... Sectigim pirinc Thai pirinci cikti ama bunu alirken fark etmedim... Alisveris bitti, eve donduk... Ben hemen ise koyuldum. Pirincleri yika, suyla pisir, sutu ekle, seker koy falan fisman her sey yolundaydi... Kaplara doldurduktan sonra buzdolabina yerlestirdim ve bekleme evresi geldi catti... Olup olmadigi bundan sonra belli olacakti :)...

Sonrasinda Lage ve ailesi cika geldi. Ya bu Lage ne kadar 'dev' birisi... 2 metre boyunda, kasli bir insan... Ama bi' gorseniz sut dokmus kedi kadar masum ve cok cekingen... Cecilia, yani sevgilisi ve benim hostsisterim, ise tam zitti... Cok konuskan, disa donuk, kisa ve 'kassiz' bir insan... Birbirlerini tamamliyorlar acikcasi. Neyse ailesiyle balkonda 15 dakika civarinda bi' zaman gecirdik, onlar sohbet ettiler, ben salak gibi dikildim, hicbir sey anlamiyordum. Bu sirada da mangalda et vardi, yemege gecmek icin onu bekliyorduk. Ve sonunda pisti, cok iyi bir sekilde kizarmisti. Yemege gectik, ben ebeveynlerimin arasina oturdum, keske Felicia'nin yanina otursaymisim, o bana tercumanlik yapardi bari. Konustular da konustular, ben anlamak icin beynimi kullaniyordum yuzde yuz kapasiteyle. Yemekten sonra yuzde yuz kullandigimin kaniti aci verici bir sekilde ortaya cikacakti zaten... Sonra sira geldi tatliya, sohbetlerine devam ederken ben buzdolabina dogru fark edilmesi zor bi' hamle yaptim ve sutlaclarimi kontrol ettim... Olmuslardi :) ama sanirim ki pirincten dolayi, sutlacta agir bi' pirinc kokusu vardi.... Neyse tatlilari servis ettim, ondan sonra bana sorulari oldugu icin Lage'nin annesi konusmanin dilini ingilizceye cevirdi ve ben nasi' mutlu oldum anlatamam. 2 saatlik suskunluk ve yuzde yuz beyin kapasite kullanimindan sonra en sonunda konusabilecektim, ve dedim ki: Iste bunu biz boyle yeriz, isterseniz bunu firinda kizartabilirsiniz, dondurmayla yiyebilirsiniz bla bla bla... Sonra kasiklar sutlacima daldi. Begendiler... :) Ya da begenmedilerse bile begenmis gibi yaptilar... Tabii ki ben de emeklerim bosa gitmedigi icin mutlu oldum... Tatlidan sonra salon gibi bir odaya gectik, orada da sohbet ettiler. Onlar konusurken, beynimin yoruldugunu bicak gibi kafama saplanan bas agrisindan anladim... Oturur pozisyonda zor duruyordum. Neyseki bu bas agrisi girmesi olayindan 5 dakika sonra kalktilar ve ben kosar adimlarla yatagima gittim, bayanlar ve baylar...

Iste boyle. Artik karsinizda profesyonel bir 'Sutlac' yapici duruyor. Alin, hayrini gorun :P

Norvec guzel ulke ya... Jeg er glad...

2 comments:

  1. 1 sene soora görmek isteriz bunu hayrınııı :):)
    Esin:)

    ReplyDelete
  2. "Mum dibini isitmaz" diye bosuna soylememis buyukler . Sen on dokuz sene birsey yapma, sonra sutlaci baskalari yedir.. Yok boyle bisey.. Hocan

    ReplyDelete